Güzelliğin Doğası ve Güzeli Arayışın Mini Hikayesi

Anasayfa      Blog      Güzelliğin Doğası ve Güzeli Arayışın Mini Hikayesi

Güzelliğin Doğası ve Güzeli Arayışın Mini Hikayesi

1
MAY 2018
Kategori: Estetik / Güzellik

Güzelliğin Doğası ve Güzeli Arayışın Mini Hikayesi

Güzelliğin doğası her kadının özünde var. Güzel ve güçlü arayış bu öz tabii histen doğmaktadır.

Bütün kadınlar güzeldir.

Kadın olmanın doğasından gelen çok özel duygular, kadınların bu kavram üzerinde daha da iyi olmak gibi bir sürecin içine sokar. Bu süreç kadın için hayat içinde sürekli bir arayışı da beraberinde getirir.

Kadınlar kadim dünya tarihinin her dönemde ve her çağda güzelliklerine çok önem vermişler ve döneme uygun doğa mucizeleriyle her yaşta genç ve güzel olabilmenin yol ve yöntemlerini aramışlardır.

”Bakımlı kadın güzeldir” sözü her devirde geçerliliğini korumuştur, üstelik çok eski zamanlarda, bizim şimdiki imkanlarımızdan çok daha etkili ürünler kullanılarak. Kadınlar her zaman için derinden hissettikleri bu güçlü temel ihitiyaçları için arayışta olmuşlardır.

Osmanlı tıbbı, bir çok medeniyetin ortak geçmişinden beslenerek kendini geliştirmiştir. Binlerce yıllık Hint, Roma, İslam ve Arap kültürlerinin birikimiyle çok zengin ve çok değerli bilgiler Osmanlı Saray tıbbı ve kadın estetik kültürü alt yapısında toplanmıştır.  Buna göre, Osmanlı dönemlerinde sultanlar ve tüm kadınlar güzellikleri için türlü çeşit bitkisel karışımlar kullanmışlardır daima güzelliklerini korumak, ideal güzelliğe ulaşmak ve güzelliğin sırlarını keşfetmek için hep genel bir arayışın içinde olmuşlardır.

Hamam ve temizlik kültürü işte o dönemlerin güzellik anlayışı sonucu doğmuştur. Neden? Çünkü O dönemlerde de güzellik için ilk olarak temizliğe önem verilmiştir. Örneğin hamam kültüründe keselenmek her zaman için çok önemli olmuştur, hamam tellakları kese atmasıyla ünlü hale gelmişledir. Keselenmek cilde peeling etkisi yapar ve ölü deriden arındırır, böylece canlı ve parlak görünüm elde edilir. Bu anlayış bugün modern cilt uzmanlığınca da tam destek alan bir uygulamadır. Örneğin bugün yüz güzelliği için yüz cildi temizliğine su bazlı köpükler eşlik etmektedir.

Tarihte temizlik çok önemli olduğundan sabun sektörü de Osmanlı tarihsel arka planında çok gelişmiştir. Saraya gönderilen sabunlar eritilir ve kullanacak kişilerin zevklerine ve beğenilerine  göre türlü esanslarla karma şekilde kokulandırılır ve o dönemin anlayışınca şekillendirilir güzel albenili ambalajlarda ihtiyaca sunulurdu.

Sabun güzel bir ürün gibi görünmesine rağmen saçları sertleştirdiğinden mutlaka hatmi çiçeği ve ebegümeci kaynatılarak elde edilen kıvamlı su o dönemde bir ekstra destek olarak yumuşatıcı yerine kullanılmıştır.

Osmanlı teba ve reayalarından uygun lokasyonlardan saraya sürekli kurutulmuş hatmi çiçeği ve ebegümeci gönderilirdi. Yumuşatıcı olarak kullanılan bitkilerin kıvamlı suyu şimdiki saç kremlerinden çok daha etkili ve tamamen doğaldır.

Hamam kültüründe cildi ölü deriden arındırmak temizlemek için kese yapılırdı ama bu şekilde cilt çabuk kırışırdı. O yüzden banyodan sonra cilde sürülen bitkisel yağlar ile cilt kuruması önlenir ve dış etkilerden ve dış etken maddelerden korunurdu.

Kadın güzelliğinde el ve ayak bakımı da önemsenirdi. Bakımları için o dönem anlayışlarına göre aktariyelerden alınan susam ve zeytinyağı bitkilerle birlikte kullanılmıştır ama tarihi araştırmalarda görüyoruz ki o dönemler itibarıyla halk tarafından daha çok gül yağı tercih edilirmiş. Kaynaklar gül yağının şu şekilde elde edildiğini ifade eder: “Mis kokulu gül yaprakları, susam yağı ya da zeytin yağı içinde bekletilip bir süre sonra süzülür ve cilt için çok faydalı olan bu yağ elde edilirmiş.”

Sarayda tonlarca gül suyu kullanılırmış. Bu sayede cilt temizlenir, nemlenir ve kırışıklıklar giderilirmiş. Gül kokusunun huzur verdiği bilinir, ayrıca hafif bir koku olmasından dolayı da tercih edildiğini tarihsel kaynaklar bize aktarmaktadır.

Ayrıca gül ıtriyatı cilt yaralarını ve cilt hastalıklarını iyileştirmede de kullanılmıştır. Bunun dışında Osmanlı tıbbında gül yağının ruh hastalıklarının tedavisinde de kullanıldığını yine tarihsel kaynaklar bize aktarır.

Güzellik tarihine baktığımızda bu esaslı yolculuğun ve değerli arayışın bitip tükenmek bilmez bir enerji ile devam ettiğini bizler görmekteyiz. Görünen o ki teknoloji marifetiyle çok ilerleyen modern tıp kadim tıbbın bulgu ve bilgileriyle de beslenerek gelişimini gelecekte de sürdürecek.

Güzellik arayışı dünya döndükçe var olacak.

 

Mutluluk Terapisi Yazıları